9 Aralık 2012 Pazar

Gül peygamber kokusu taşır...

Evet olsa olsa ancak bir peygamber bu kadar güzel kokabilir, hatta bence Gül kokusu peygamberden geldigi için mis gibidir..
Dokusu ne güzeldir onun, renkleri ve formu... İç içe dönerken, aslına dön, kendine dön, ancak dönersen, dönebilirsen yaprak yaprak, gün be gün, o zaman güzelleşir baskalasirsin der...
Dikenleri umursama boşver onları, diken olup senden tezahür eden ne kadar kötü ahlak varsa erit onları sinende ve bırak onları kendi baslarına sen boy ver uza, yükseğe daha yükseğe, ne zaman ki onları terkedip arkanda bırakırsan onlar da seni terkeder, durup dalın sırtında yukarıda naif ve kadifemsi var olusunu gıpta ile seyrederler, utanip yumusak olamadiklarina, kendi tabiatlarınca sana yarenlik etmeye koyulurlar, senden olabilmek icin hos gorulebilmek icin, adeta sana muhafız olur kötülerin şerrinden emin olman için bekleşir dururlar artık, der kendisini her eline alan kimseye...

          Konuşur gül, hem acıtır hem mest eder, bazısı der ki; herkes gülü seviyor bence o kadar güzel değil ben papatya severim ben kır çiçeği severim, yalan söylüyor inanmam, bu kadar zahmetle topraktan doğruluşu ve dirilişi kim hayranlıkla seyretmez ki, bunca emin adımlarla ilerleyişi kim takdir etmeden geçebilir, olgunlaşabilmenin zaman alacağına en güzel öğretmendir gül, hele bir dalına eğil de kulak ve neler neler anlatır gül...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder