2 Ağustos 2015 Pazar

Yollar'ın Sahibi...

Sustum...
Uzun yollar var önümde...
Sustum...
Sonunu düşünmek bile istemiyorum, cevabını veremeyeceğim bir soru dolanıp duruyor zihnimde.
- Ya seni hiç tanımadan uzansaydım toprağa?
  İçinde yatacağım toprağın sahibi sen iken hemde...
Sustum...
Nefesimi kesti, kanımı dondurdu bu sual çaresiz  sustum.

Şükürler olsun yolumu yoluna kattın...
Ey yolların mutlak sahibi, yollarına ayak bastırdın, sen birini istersen çeker alırsın tüm yolsuzluklardan ve katarsın kendi yollarına,  Vuslat makamlarını düşledim yollar boyu, yürüdüm, hiç durmadan yürüdüm, ayaklarım kanadı dikenler battı durmadım, dedi ki Sadi; "durma kardeş, yalvarırım durma! Mescidi haram önde, harami ise arkada, durursan ölürsün... Uyursan ölürsün! "
O yüzden durmadım bende korktum durursam harab olur kalp evim ölürüm diye...

Korkum artık çiğ değil sevgilim,  sana giden yollar var, her yerde rumuzların,  nefesini duymadan geçirdiğim gunlerimi sildim.
Herşeyi  sen istemişsin, meğer benim hiçbir gücüm yokmuş ve sen gücün gerçek hakimi,
 bu ummanda bana da yer vermişsin,  sabırla uyanip kozamdan çıkmamı beklemiş, verdigin kanatlari sana doğru çırpmamı istemişsin, ne demeli bilmiyorum.
Elimde olmadan beni kendine çekmiş ve tum yolları aslında kendinde bitirmişsin,  vallahi sana gelişimde hiçbiri payım yok, bunu sen istemişsin...
Çok şükür bin şükür ne de güzel dilemişsin

Dilerdim ki bu bedenden bir ses veresin, dünyada bir yankı olsun sesim ve yeryüzüne seni sevdireyim,  bu gözlere gösterdiğini herkese göstereyim, her dili bileyim her dilde adını ve sevgini izah edeyim, seyyah olup gezeyim şehirlere, beldelere, kıtalara tatlı nağmelerini dinleteyim,  seni bildireyim...
Kalbim ağırlaşıyor,  sığmıyor içim içime sevgilim,
Seni düşünmeme izin verdiğin kadar düşünebilirim,
Seni düşündükçe bıçak saplanıyor kalbime...
Biliyor musun senden geldiğini bildirdin ya tüm acı ve kederlerin,
Kederleri bile sevdim...
Seni tanıtmama izin verdiğin kadar tanıtabilirim biliyorum, hadsizlik edemem.
Yalvarırım tüm yolların sahibi sevgilim, cüz' leri  küll'le kavuştur, yarıda kalmasın yolculuklar yolları sana kavuştur...

Yollar senin, yolcular senin...
Bin şükür...


Uyan!

Sana bilmediğini şeylerden bahsetmek isterdim!
Öyle şeyler biliyorum ki; hiçbirşey bilmediğimizi anlatan...
Demek isterdim ki Uyan!
Bir sevgili hatırına uyan!
Ölümcül olan bu uyku seni baştan ayağa esir almışken,  ne olur silkelen ve bu derin uykundan uyan!
Sana onu anlatabilmeyi isterdim!
Ama ne çare, sana onu hangi kelime ile anlatayım?
O; kelimelerin kifayetsiz kaldığı ve tarif etmesi pek mümkün olmayan
Sana onu nasıl anlatabilirim,  O tüm anlatımların ilerisinde olan.
ben yalnızca kelimeler denizinin kıyısında oturup bir avuç suya dokunan...
Kör sağır ve dilsizmişim O'na karşı O'nu tanımıyorken
Tat nedir bilmezmişim,  O kendisini tanıtınca bana, değişti her yan...
Görmeyen gözlerim görür oldu, hiç duymadığım şeyler işittim,  sanki ilk kez konuştum...
Tüm zerrelerim O'na koştu.
Yokluğun nice türlü hallerinden geçirdi şimdi  Onunla varım eğer varsam.
kelimelerim hep O'nu anlatmazsa susarım ben kelimelerle bile konuşmam.
O'nu taniyan artık yalnız O'nu söyler.

Sana bilmediğin şeylerden bahsetmek isterdim, bilmenin cok yakininda durdugun,
Yollar hep onun...
ne olur uyan!
yolları birbirine bir düşüren var!
Bilirsen bu yolların sonu hep ona çıkar.
Tüm kapılar O'na açılır, O'nunla olmaya bu kadar yakınken uzak kalan! Ne olur uyan!
Bu çırpınışımı anlayamazsın belki de hic bir zaman lakin yine de durdurmuyor içimi içleri coşturan...

Ey sevgilim sana zor olan nedir ki? Kim sana engel koyabilir, kim seni tutabilir? Kim senden kacabilir? 

Ey sevgilim sen onların aldırış etmeyen hallerine incinme, ne olur gücenme isyanlara, yalvarırım sırrını aç, kendini tanıt, bilirim pek nazlısın, sen kendine yürüyenlere açarsın sırlarını, öyleyse kudret ver yürüyelim sana, tam içimde şuramdasin bilirim, nefes alıp verdigim yerdesin sımsıcak icime dolansın, yaşadığımı hissettiren, dirilten sensin evet...

Her uyuduğumda ver uyandığımda yeniden aşık oldugumsun, kime nasıl tarif edeyim, güç yetmiyor, elden birsey gelmiyor...




3 Haziran 2015 Çarşamba

Ben Kalp 'den ibaretim

Adım adım sana geliyorum,
Yollar hep çiçek, hep bahar...
Adım adım takip ediyorum seni sevgilim,
Ben anlatmayı değil yazmayı sevdim hep
Duygularımı başka türlü nasıl tarif edeyim?
Günlerimi seni tanımak ve tanıtmaya çalışmakla geçiriyorum
Böylece seni unutmamam kesinleşmiş oluyor,
Seni Bana unutturacak herşeyle ebedi düşman oldum ben,
Hani derler ya; seni sevmeyen ölsün!
Seni sevmeyen her yanımı acımayıp öldürdüm,
Ey gizli hazine olan sevgilim,
sen bana gelmeseydin,  perdeler ardından dayanılmaz güzelliğini göstermeseydin nasıl bulabilirdim seni?
Ey sevgili aslında tüm mahlukat seni bulmak için çırpınıp duruyor
tüm bu bitmeyen mutsuzluklar ve kederler hep sana...
sana uyuyup sana uyanmışız her gün,
her şeyde farkında olmadan seni aramış, bulamamışız
biz kendimizi aşikar etmekle mesgulken asıl aşikar edilmesi gerekeni görmemişiz hiç.
Seni tanımayan, seni bulamayan kaybolmuş demektir,
Ey sevgilim ben kalp'den ibaretim
Seni hisseden en değerli şeyden ibaret,
Kalbim....

Önce isimlerini ögrendim,
sevgilisinin ismini bilmeyen Aşık mı olur?
sayıkladım durdum, zikrettim tekrar ettim durduramadım kendimi,
merak ettim özelliklerini, sordum araştırdım gizli gizli, neleri sevip neleri sevmediğini,  bilmeliydim herşeyi, tanidikca güzelleştin büyüdün içimde,  katlandı muhabbetim,  hoşlanmadığın bir şey yapmaktan ateşten kaçar gibi kaçtım,  senin sevmediklerine dönemedim cihetimi...
Sonra eridi bir bir, hersey silindi yavaşça, ta ki senden baska hiçbir şey kalmayıncaya kadar sevdim sevdim ve yine sevdim seni, her hata yaptığımda,  bir öncekinden çok daha şiddetle koşup sarıldım sana, senden başka hatamı kime bağışlatabilirdim?
Ey sevgilim her surette ve her nefeste seni bulma sırrını bahşettin gönlüme,
Sana açılan her kapı huzura açılıyor demektir, seni bilmek ve bildirmek, seni anlatmak ne hoş, hep senden bahsetsek, hep seni dinlesem,  tüm yollara senin için çıksam ve tü yollardan senin için dönsem, senden başka birşey bilmesem...




30 Mayıs 2015 Cumartesi

Hiçbirşey...

Sus!
Hiçbirşey söyleme...
Dinle, onu dinle, 
O sevgiliyi dinle, her ses ve nefes, O'na koşuyor işte,
Benim Nazlı sevgilim, bugünümü de seninle gecirdim, kalbim ve tüm bana verdiklerinle, seni senden istedim... 
Arada mesafe yok, duvarlar yok, perdeler yok, hiç engelsiz sana kavuşmayı diledim, aşıklar yanarmış, hüzünlü bir muhabbetmiş onlarınki, senin de birbirinden üstün aşıkların varmış, her biri sevgili diye yalvaran...
Bende oyleyim şimdi, kokunu duyabileceğimi bildigim bahçelerin dibinde sabahlıyorum, dünya umurumda değil, sende kendimi kaybediyorum, ilk defa ağrılarımı bile seviyorum, seni hatırlatan herşey öyle sevimli ki, kendini buldurup bana beni unutturduğun o günden beri baska bir aleme ayak bastım sevgili, burası senin yurdun, burada hırs ve intikam yok, türlü entrikaların dünyasından çekip aldın beni...
Kendini bana buldurduğun günden beri boğazımdan sensiz bir lokma ekmek inmedi, kana kana su içmedim sensiz...
Katreydim ben senin umman'ın varmış duydum, iç gecirdim ve yürüdüm sana kavuşmak için, el uzatıp uzakları yakın eyledin, her an güzelliğine bakıyorum hic pörsümeyen, eskimeyen nadide güzelliğin karşısında eriyorum sevgilim.
Burada ben yok...
Yalnız sen varsın...

Sadece Dinle...

16 Mayıs 2015 Cumartesi

Hiç'lik Denizi

Bu bir maddeye duyulan sevgi değildi,
manası derin yüklü ve samimi,
Burada ben yoktum
Onlar ve hiç kimse...
Yalnız O vardi!
Burası hiç'lik denizi'ydi...
Bir sahip ki  hiçbir kıymeti yokken, kendisi için terkettiklerine, karşılığında
cömertçe kendisini ikram eden...
Bu aşk değildi...
Bu muhabbetdi,
Beseri sevgiler gibi tanidikca uzaklaşmanın aksine, tanıdıkça  hayranlığımın
arttığı muazzam bir sevgi denizi...
Günler geçiyor, daha da çok hiç oluyor, ne varsa bana verdiği, onun uğrunda özgürce harcıyorum, burada, tam kalbimin içinde, yalnız O olduğu an'larda en mutlu ve huzurlu saatlerimi geçiriyorum,  O'nu ne zaman unutsam kayboluyorum, dert doluyorum...
Sevgilim ne olur bana kendini unutturma, ara beni olmaz mı? İşaretler gönder bana, onların senden olduklarını anlarım, aslında  hangi cihete dönsem tatlı kokuların çarpıyor burnuna,               
       Elimi neye uzatsam sana dokunuyorum, her seste senin nağmelerin,  her acıda sayısız cilvelerin, ne hoşsun, ne güzelsin, öyle güzelsin....


15 Ocak 2013 Salı

Ceplerimde Kelimeler...

      Ömrümün en güzel yılları geçiyor bir kuru hevesle...  Hani diyoruz ya olmaz öyle şey her nasılsa çıkarız bu işin içinden, hayır efendim çıkamıyoruz, kendimizi muktedir görmek ahmaklıkta dip nokta...

   - Eee peki biz hiçbir işi yapamıyorsak bunları kim yapıyor, süregelen devam eden iş ve oluşlar kimin eseri?

    - Bir bak bakalım kimin eseri

     Biz herşeyin peşinden divaneler gibi dolaşıyoruz kimimiz ev kimimiz araba, kimimiz çocuk, kimimiz eş...  Bir şey öğrendim ki peşinden koştuğum ne varsa elimden alınması ile geldim karşı karşıya, yahut elimden alınmasını başımdan gitmesini isteyecek kadar dert oldu imtihan oldu bana...

     Aslında ömrümün baharı kışı diye birşey yok, yaptığımız tüm planlar suya düşmeye mahkum, bir şifre vereyim mi? Ben bir hiçim demediğimiz her an hiç olmaya doğru gidiyoruz adım adım, bu o kadar gizli bir şifre ki herşeyin içinde nokta kadar mevcut, görüp davranışını değiştirdiğin an elde ettiğin kazanç bir'e on, ya farkedemezsen? ki çoğunlukla yaptığımız bu, o zaman kaybetmek kaçınılmaz...

     Tabii kaybetmek de göreceli, birinin kazandığı için sevindiği şey bir diğeri için kaybettiği düşüncesi ile elem verebilir...  Kimin ne kazanmak istediğine bağlı...

      Yani arkadaşım öyle bir acziyet ki bahsettiğim, her yeni güne ceplerimizde kelimelerimiz, istediğimiz arzu ettiğimiz ne varsa onların peşinde koşarken ve ceplerimizdekileri onları elde etmeye savururken başlayıp bitiriyoruz, bitiyor ceplerimizde, ellerimizde, dilimizde ne varsa ama bitmiyor acziyetimizi kabul etmeme enerjimiz, bitmiyor yapmak istediklerimiz, almak istediklerimiz...

      Biteceği de yok hiç.

 

13 Ocak 2013 Pazar

Balığın Karnındayım!

Korkuyorum burası karanlık ve sessiz...
Kendi sesimden başkası yok aslında, kendimden baskası da, ben hapsettim buraya kendimi, daha büyük bir korku degildi bundan öncesi, sonunu görebilmemin mümkün olmadıgı bir yerden, aslında düşmekten korktuğum için düşerek, hapsettim iste kendimi...
Ben bana ait olanları vermekten korktuğum için vermeye ehil olmadığımdan, kaçtım tüm terbiye edilmesi gereken ve iman etmesi gereken yanlarımdan, tüm nefslerden ve kendimden kaçarken düştüm buraya, geldiğim yerden daha karanlık ve çaresizim şimdi, evet muhalif oldugum için hapsoldum, dahası, ben kaçtıkta kendimi ehillestirmekten ve vazgecemedikce ben denen illetten, düşüyorum dünya dedikleri balığın icine, yutuyor beni dünya ilahi bir kudretle...
Ben her kaçışım da düştüm buraya, biliyorum kurtulamam zalimim ben demeden, tesbih etmeden olmaz biliyorum , baş kaldırdım ama çarem sensin demeden olmaz... Gözyaşı döküp ağlamadan silinmez bu lekeler, kaçarken çamurlara bulandım Allahım, yine sana doneceksem temizlenmeliyim, tane tane ismini zikrederek yıkanmalı arınmalı tüm kirler, korkuyorum karanlik şimdi her yer...